2016 KARADAĞ PARLAMENTO SEÇİMLERİ

karadag

Karadağ’da halk parlamento seçimleri için 16 Ekim Pazar günü sandık başına gitti. Batı ile Rusya yanlıları arasında büyük bir mücadeleye sahne olan seçimlerde, adaylar 81 sandalyeli Karadağ Parlamentosuna girebilmek için yarıştı. Seçim sonuçlarına göre, mevcut iktidar partisi Demokratik Sosyalist Parti (DPS) oyların yüzde 40’ını toplayarak yine birinci parti oldu. Ancak DPS’nin hükümeti kurabilmesi için koalisyon ortağına/ortaklarına ihtiyacı var.

1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması balkanlara yeni bir statusquo getirmiş; Karadağ’ın bağımsızlığı uluslararası bir antlaşma ile güvence altına alınmış; 40 yıllık bağımsızlık döneminden sonra Karadağ Sırbistan ile birleşmiştir. İkinci dünya savaşı sonrasında kurulmuş Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nde özerk statüye sahip olan Karadağ, Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra Sırbistan ile federal ortaklığa devam etmiştir. Karadağ’ın çabalarıyla 2003 yılında Sırbistan-Karadağ olarak daha esnek bir federasyon çatısı oluşturulmuştur. Bu gelişmeler üzerine, batı balkanların nüfus bakımından en küçük ülkesi olan Karadağ, 2006 yılında Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesinin ardından 15 Aralık 2008 tarihinde Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulunmuştur. 17 Aralık 2010 tarihinde resmen aday ülke ilan edilen Karadağ, 29 Haziran 2012 tarihinde katılım müzakerelerine başlamıştır.

Balkan ülkeleri arasındaki yakınlaşmalar ve bunun tabii bir uzantısı olan kutuplaşmalar, ülkelerin birbirlerinin hareketlerini şüpheyle takip etmelerine neden olmuş; ülkeler daha güvende olmak için NATO’ya ve ayrıca AB’ye katılmak istemişlerdir. Zira eski Yugoslavya Cumhuriyetlerinden Karadağ geçtiğimiz aylarda tarihi bir adım atarak NATO ile üyelik protokolünü imzaladı. Böylece Karadağ yaklaşık bir yıl sürebilecek olan sürecin ardından ittifakın 29’uncu üyesi olacak. Nitekim Karadağ, tarihin en başarılı savunma ittifakı olarak değerlendirilen NATO’yu uluslararası güvenlik ve savunma politikasının bir parçası, AB’yi ise modernitenin bir versiyonu olarak benimsemiştir. Zira bağımsızlıktan sonra Karadağ hükümeti NATO üyeliğini dış politika hedeflerinden biri olarak belirlemiştir.

Öte yandan, NATO uzun vadede jeopolitik ve ekonomik çıkarları için yeni adaylara evet demektedir. Öyle ki, soğuk savaşın ilk kurumsal sonucu olarak NATO, 1949 yılında12 ülkenin – Birleşik Krallık, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa,İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Amerika Birleşik Devletleri –  Kuzey Atlantik Antlaşması imzalaması ile kurulmuştur. Başlangıçta 20 yıl ile sınırlı bir antlaşma iken, 1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya, 2004’de Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya, 2009’da ise Hırvatistan ve Arnavutluk’un NATO’ya üye olması ile dünyanın en büyük ve en güçlü askeri ittifakı haline gelmiştir. Böylece 1949 yılında 12 ülke tarafından kurulan NATO geçirdiği 6 genişleme süreci sonunda bugün 28 üyeli bir örgüte dönüşmüştür.

Bu çerçevede üye ülkelerin özgürlük ve güvenliklerini sağlamayı amaçlayan NATO’nun en önemli özelliği, ülkelerden herhangi birine yapılan saldırının, tüm üye ülkelere yapılmış olarak kabul edilmesidir. ‘Barış için ortaklık’ prensibi çerçevesinde hareket eden NATO’ya üye olan ülkelerin herhangi bir saldırıya uğrayan diğer bir üye ülkeye yardım etmeleri maddesi, tarihte ilk kez, 2001 yılında ABD’de yaşanan 11 Eylül saldırıları sonrasında uygulanmıştır. Yaşanan 11 Eylül terör saldırısının ardından, çeşitli devletlere ait askerler, NATO liderliğinde, Afganistan’a gönderilmiştir.

Bunların ötesinde, ortak bir bütçesi ile tüm üye ülkelere askeri, sosyal ve kültürel olarak destek olan NATO son yıllarda “dinamik ve devam eden bir ittifak” olduğunun bir göstergesi olarak genişlemeye daha fazla önem vermektedir. Zira Karadağ’ın ardından Makedonya, Gürcistan ve Bosna-Hersek’in ittifakın yeni üyeleri olmaları desteklenmektedir.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg balkanlardaki genişlemenin bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından önemli olduğunu dile getirirken, NATO’nun genişlemesine karşı çıktığı bilinen Rusya hükümeti, 2009 yılında Arnavutluk ve Hırvatistan’ın ardından NATO’nun Karadağ’a üyelik davetine tepki gösterdi. Nitekim Rusya Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkanı Viktor Ozerov, “Yaklaşık 600 binlik bir nüfusa sahip Karadağ Rusya için askeri bir tehlike arz etmiyor; ancak NATO’nun doğuya ilerlemesi Rusya için tehdit anlamına geliyor.” şeklinde konuşarak, NATO’nun “açık kapı politikasını” “provokasyon” olarak değerlendirdi. Zira NATO’ya katılması durumunda Rusya Karadağ ile tüm ortak yatırım ve projelerine son vereceğini duyurdu.

Öte yandan, Demokratik Sosyalist Parti (DPS) Genel Başkanı ve Başbakan Milo Djukanovicparlamento seçimlerini NATO ve Rusya arasında tarihi bir karar olarak değerlendirdi. Bu bağlamda “Sigurnim Korakom!” yani “güvenli adım” sloganını kullanarak, AB ve NATO yolunda kararlılıklarını vurgulamış oldu. Keza, hükümet NATO’ya ve AB’ye üyeliğin en kısa zamanda gerçekleşmesini isterken, muhalefet partileri tarafsız bir güvenlik politikasının ülke çıkarlarına daha uygun olacağını savunmuşlardır. Bununla birlikte, her ne kadar hükümet NATO üyeliğinin barış ve huzur getireceğini ve halkın NATO üyeliğine yönelik güçlü desteğinden bahsetse de, kamuoyunda üyeliğe yönelik bir irade henüz mevcut değildir. Mehmet Uğur Ekinci Karadağ Siyasetini Anlama Kılavuzu isimli kitabında bunun sebebini, Kosova Savaşı sırasında NATO uçaklarının Karadağ’ı bombalamış olması gösterilmekteyse de temel sebep NATO’nun küresel siyasetteki pozisyonuna yönelik şüphelerin ve Sırbistan ve Rusya yönelimli geleneksel dış politika anlayışının halen varlığını koruması olarak açıklamıştır. Nitekim seçim sonuçları ülkede var olan siyasi kutuplaşmayı gün yüzüne çıkardığı söylenebilir.

Karadağ Devlet Seçim Kurulu (DIK) tarafından 16 Ekim’de düzenlenen genel seçimde parti ve ittifakların elde ettiği milletvekili sayılarını açıklandı.

Parti Genel Başkan Oy % Sandalye +/-
Demokratik Sosyalist Parti MiloĐukanović 158,301 41.42 36 +5
Demokratik Cephe AndrijaMandić 77,491 20.27 18 -2
Anahtar Koalisyonu MiodragLekić 42,271 11.06 9 0
Demokratik Montenegro AleksaBečić. 38,183 9.99 8 Yeni
Sosyal Demokrat Parti RankoKrivokapić 19,997 5.23 4 -2
Sosyal Demokratlar IvanBrajović 12,447 3.26 2 Yeni
Boşnak Parti Rafet Husović 12,236 3.20 2 -1
Boşnak Parti Genci Nimanbegu 12,236 1.27 1 -1
Hırvat Halk Girişimi AdrijanVuksanović 12,236 0.47 1 0

2016 seçim sonuçlarına göre, 81 üyeli Karadağ Meclisinde Demokratik Sosyalist Parti (DPS)  36, Demokratik Cephe (DF) 18, Anahtar koalisyonu 9, Demokratlar 8, Sosyal Demokrat Parti (SDP) 4, Boşnak Partisi 2, Karadağ Sosyal Demokratları 2 ve Hırvat Halk Girişimi 1 milletvekili elde etti.DPS, 2006 yılında bağımsızlığın gerçekleştirilmesinde büyük rol oynayarak “bağımsızlığı gerçekleştiren parti” imajını elde etti ve DPS’ye yönelik halk desteğinin güçlü kalmasını sağladı. Son seçimlerde DPS yüzde 41’in üzerinde oy almasına ve 36 milletvekili çıkararak meclisteki çoğunluğunu devam ettirmesine rağmen bir önceki seçimlere göre DPS’nin meclisteki sandalye sayısında azalma oldu. Zira seçim sonuçlarının daha iyi analiz edilebilmesi için son yapılan seçimleri bir önceki 2012 seçimleri ile karşılaştırmak gerekirse; DPS 2012 yılında yapılan bir önceki seçimlerde 39 koltuk kazanarak seçimlerin galibi olmuştu. Yeni yapılan seçimlerde ise parti yine birinci sırada yer almakla beraber hükümetin kurulabilmesi için koalisyona gitmek zorunda kaldı.

Başkent Podgorica’da destekçilerine yaptığı konuşmada DPS Genel Başkanı Djukanovic “geleneksel müttefik” olarak nitelendirdiği azınlık partileri – Boşnak, Hırvat, Arnavut ve Karadağ Sosyal Demokratları- ile koalisyon arayışına girileceğini belirterek, “Resmi sonuçların açıklanmasının hemen ardından, hükümetin kurulması için müzakerelere başlayacağız.” şeklinde konuştu.

Bugün batı merkezli siyasal sistemin bir parçası olmayı hedefleyen bir Karadağ’dan söz edilebilir. DPS iktidarda bulunduğu süre boyunca pragmatik politikalar izleyerek, ideolojiden ziyade icraatı korumayı ön plana almıştır. Bu amaçla AB ve NATO üyeliğini destekleyen parti, ülkeyi Rusya hegemonyasından çıkıp Batı hegemonyasına sürüklemektedir. Zira Batı için AB ve NATO uluslarüstü nitelikleri ile eski Yugoslavya ülkelerini kontrol altında tutma yöntemi olarak değerlendirilebilir.

Nitekim batı tarzı siyasal bir sistem inşa edilirken ülkenin kültürel, sosyal ve ekonomik dinamiklerin göz ardı edilmesi sonucunda bir takım sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Öyle ki Karadağ’da seçim günü darbe ile devlet kurumlarını ele geçirmeyi planladıkları iddia edilen 20 Sırp vatandaşı polis tarafından gözaltına alındı. Aralarından Sırbistan eski Jandarma şefi BratislavDikic’in de bulunduğu grubun, iktidardaki DPS Genel Başkanı ve Başbakan MiloDjukanovic’i alıkoymayı planladığı iddia edildi.

Aynı zamanda Karadağ hükümetinin NATO ve AB üyeliğini öncelikli dış politika hedeflerinden biri haline getirip, diğer ülkeler ile ilişkilerini arka plana atması ekonomi perspektifinden bakıldığında olumsuz bir tutum olarak değerlendirilebilir.  Bu bağlamda Djukanovic önderliğinde kurulacak olan yeni koalisyon hükümetinin doğu ve batı arasında dengelenmiş bir dış politika ile hareket etmesi, ülkede yönetim kalitesinin artırılması ve ülkeye daha çok yabancı yatırımcının çekilmesi açısından önemlidir.

İvo Andriç’in Drina Köprüsü isimli eseri köprü metaforunu kullanarakçizdiği Balkan imajı ile bölgenin tarihine ışık tutmuş bu birçok araştırmacı için esin kaynağı olmuştur. Örneğin Bulgaristan kökenli tarihçi Maria Todorova Balkanlar’ı Tahayyül Etmek isimli kitabında homojen bir batı ve doğu anlayışına karşı çıkarak, Balkanları doğu ve batı arasında bir köprü olarak tanımlamıştır. Todorova’ya göre Balkanlar ne doğu ne de batıdır, ne Avrupa’dır ne de Rusya’dır. Balkanlar medeniyetler, ırklar, düzen ve kaos, yani ‘biz’ ve ‘onlar’ arasında bir köprü konumundadır. Bu bağlamda Karadağ Batı’nın etkisinde demokratik oldukları kadar Rusya’nın etkisinde sosyalist bir kimliğe sahiptir. Zira bu iki karakterde ideolojiktir. Bu nedenle Karadağ Batı tarzı bir demokrasi anlayışı benimserken, bu ‘yeni’ sistemin altında pragmatik sorunlarla karşılaşmaktadır. Zira Balkanların genelinde yaygın bir problem olan yolsuzluk ve rüşvet, Karadağ demokrasinin gelişimine zarar vermektedir.

Nuran YILDIRIM

Not: Bu yazı Diplomatic Observer Dergisi’nin Kasım 2016 sayısınında yayınlanmıştır.